GOLLU KOYU PAYLASIM FORUMU

Bekci sebahat



                                                               BEKCi SEBAT VE ZENCiRZADE EFENDi
 
 
 
Yazan:                              Alattin Kiyak
Senaryo ve yönetmen:   Alattin Kiyak
Basrol oyunculari:           Sebat Karabay, Irfan Gültekin ve Zencirzade Efendi  
Yardimci oyuncular:       Alattin Kiyak, Senol Kiyak, Erdogan Ablak, Levent Ablak
Misafir oyuncular:          Zalha Gültekin ve Hacer Kiyak
 
Not: Asagida okuyacaginiz ani aynen yasanmistir. Icinde abartma, azaltma, cogaltma, eksiltme yada arttirma yoktur.
 
 
  
Eskiden köylerde cocuklar kuzu ve ine güderlerdi. Koyunlari güden cobanlar olurdu. Sigir cobani da olurdu. Ama kuzulari gütmek her ailenin cocuguna kalirdi. Bir de köylerde kir bekcisi olurdu. Kir bekcilerinin görevi köylünün ekinine, cayirina, sebzesine, meyvesine zarar verilmesini önlemekdi. Yani kir bekcileri köyün cocuklarinin korkulu belasiydi. Yakaladiklarini valla falakaya bile yatirirlardi.
 
Eskiden köydeki cocuklarin hemen hemen hepsi kuzu güderdi. 
Böylece cocuklar da bir ise yarardi. Aile bütcesine katkida bulunurlardi. Simdiki cocuklar ver yesin ört yatsin misali 18 yasina gelene kadar babasinin eline bakiyorlar. Bizim zamanimizda cocuklar ya kuzu güderdi ya inek (yani para kazanirdi). Hatta ta dogar dogmaz aile bütcesini düsünürdük. En azindan pempars kullanmazdik. (Tasarruf olsun diye.) Yavas yavas tosulamaya baslayinca bize kuzu güdecegimiz yollari ögretirlerdi. Yürümeye baslayinca da kuzulari teslim ederlerdi. Benim anamdan aldigim ilk hediye bir degnekdi. Kuzulari iyi gütmem icin.

Iste böyle böyle büyüdük bizler. Yine bir bahar ayinda yigenim Senolla kuzulari önümüze kattik yaylaga gitmek icin evden ciktik. Günes daha dogmamis. Günes dogarsa anamdan bi ton laf isitirdim. Köylü erken kalkar. Sagolsun anamin sayesinde erken kalkma aliskanligi edindim. Bugün oldu hala sabahin köründe kalkarim ben. (Rafetin dedigi gibi örüme kalkar gibi)

Senolla ben erken kalkardik, ama bizim Macar emminin oglu Irfan (simdiki sair Irfan, üstadim) hic erken kalkamazdi. Kerata keyfciydi. (Gerci hala öyle ya). Anasi kara Zalka bibi (Allah rahmet eylesin, cok iyi bir insandi) her seferinde bizi evlerinin önünden gecerken yakalar ve kuzularini bizim kuzulara katardi. "Alettinim gurban oluym, bizim essa gene galdiramadim, sen bizim guzulari da götür ben onu ardinizdan salarim" derdi.

Senolla ben de biraz nazlanirdim, ama aslinda Irfanin kuzularini zevkle güderdim. Hele Irfan yanimizda degilse. Neden derseniz, Irfanlarin iki tane iri kocu vardi. Pekmez topragini asar asmaz Senolla ben koclara binerdik. Yaylaga varana kadar da inmezdik. Koclar cok bakimli ve iri olduklarindan Senolla ben de bakimsiz ve ciliz oldugumuzdan koclar bizi rahatlikla tasirdi.

Öylene dogru Irfan gelirdi. Bizim gönlümüzü almak ve ertesi gün de gec gelecegini bildirmek icin bize genellikle ya leblebi yada akide sekeri getirirdi (rüsvetci herif). Geldikden sonra da yanimizda pek durmazdi. Göllü baglarinin icinde kim misir ütüyor, kim firik ütüyor onun yanini boylardi. Kuzularini bize güttürürdü.
 
Yine böyle bir gün Senolla ben kuzulari erkenden önümüze kattik. Zalka bibi her zaman oldugu gibi kendi kuzularini bizimkine katti. (Bizim oradan gececegimiz saati iyi bilirdi, hic kacirmazdi bizi. Ne yapsin Irfan kalkmiyor). Köyü cikarken Zakine bibinin ogullari Erdoganla Levente rasladik. Onlar da kendi kuzularini gütmek icin baga dogru gidiyorlardi. Kuzulari karistirdik ve hep beraber baga dogru yola ciktik. Sabahin serinliginde kuzulari otlu yerlerde biraz yaydik.(Dogrusu biraz da ekinlerde yaydik ki, öylen olunca iyi yatsinlar da bizi rahatsiz etmesinler. Biz de rahat rahat yaramazliklarimizi yapalim, onun bunun bagina asalim).

Kusluk vakti Irfan da geldi.(Bizim nerde oldugumuzu eliyle koymus gibi bulurdu, burnu koku mu aliyordu neydi). Biz kuzulari arada derede, ekinde cayirda iyice yayip doyurmusduk. Yavas yavas hava isinmaya basladi.
 
Irfan dedi ki "hadi cocuklar bugün kuzulari Abbaslarin dallarinin altina yatiralim" dedi. Biz de tamam dedik. Dallarin altina vardigimizda öglenin sicagi iyce bastirmisdi. Kuzular dallarin altina yatti. 

Irfan  "hadi misir ütelim" , dedi.  Biz de kabul ettik. Kendi bir sigaran yakip dalin gölgesine oturdu ve bize dedi ki:
-"Hadi siz gidip Koca Capanin bagindan misir getirin ben burda kuzulara bakarim" . (Kuzular zaten dalin gölgesinde yatiyorlar, nesine bakacaksa). O bizden büyük oldugu icin bize sadece denileni yapmak düserdi.

Senol, ben, Erdogan, Levent daldik Koca Capan emminin bagina. Koynumuzu koltugumuzu misirlarla doldurduk. Irfan bize odun da toplatti. Sonra da bize dedi ki:
-Hadi siz dallardan biraz cagla toplayin, ben atesi yakip misirleri üterim, dedi.
Biz dördümüz ciktik Abbaslarin dallarinin basina. Ceplerimizi dokdurdugumuz gibi koynumuzu da caglayla doldurduk. (Dogrusu yiyecegimizden kat kat fazla toplamisiz, cocukluk bu ya).

Irfan misirleri ütmüs. En iyilerinden 3-4 tanesini kendine ayirmis (aslan payi). Biz de ceplerimizdeki caglalari bosalttik. Tam alem yapacagiz (parti).
Aman Allahim, o da ne. Ekinlerin arasindan bir citirti sesi geliyor. Biz korktuk. Hepimiz sesin geldigi yöne baktik. Canavar zannettik.
Valla canavar olsaydi  belki daha cok sevinirdik. Gelen kir bekcisi Sebat abi imis. Canavardan daha beter. Ekinlerin arasindan öyle bir firladi ki, hepimiz de korkudan altimiza isiyecektik. Bizi tam suc üstü yakaladi. Misirler ortada, caglalar ortada, kuzularin birkaci da ekinlerin icinde. Keske gelen Sebat degilde gercekten canavar olsaydi. (Sharlok Homs gibi ekinlerin icinde sine sine gelmis). 
 
 Elindeki tombuzlu deynegini havaya kaldirdi ve gür bir sesle dedi ki bize:
-Kipirdayani yakarim, sizi ....... godumun dölleri sizi. Simdi hepinizi sucüsdü yakaladim, elimden cekeceginiz var, dedi.
Biz basladik tir tir titremeye. (Titremeyi bilsen, bekcinin elindeki deynek tombuzlu, bizi de sucüstü yakaladi).
Irfan tam sucüstü oldu. Elinde misirlar vardi. Zavallim daha isirmamisdi bile.
Ama Irfanin ne zaman ne yapacagini kimse kestiremez.
Bir anda irfan yerinden firladi:
-Vay gurban oldugumun Sebat abisi, tosbiyigini sevdigim, elindeki tombuzlu asasina gurban oldugum, gel gel, ben senin zencirzade efendine gözkulak oluyom kacmasin, sen de isini rahat rahat yap, dedi.
 
Sebat abi süpheci bakislariyla Irfani tepeden tirnaga söyle bir süzdü:
-Ülen Macarin oglu, gene ne dümen ceviriyn sen. Ben öyle edebiyattan annamam, ne diysen dogru di, yoosa elimda diina önce sen yin, dedi.
Irfan cok uyanik bir sekilde Sebat abiye dogru iki kivrak adim atti. Elindeki misirlari Sebat abiye uzatti ve dedi ki:
-Elindeki diynane gurban oldumun sebat abisi, al sen su misirlerden atistirmaya basla. Ben sana demek istedim ki, ben senin essani  (zencirzade efendi) dutuym, kacmasin, sen de rahat rahat isini yap. Ben bu sipalara elin misirini yolman didim, ama sipalar beni diynemedi, birsürü de cagla yolmuslar, ne yapacaklarsa, dedi.

Sebat abi misirlere dogru bi göz atti. Söyle bir yutkundu, dudaklarini yaladi (belli ki misirlara istahi kabarmisti). Irfan numarasinin tutacagini anlamisti, gömleginin cebindeki sigarasini cikardi ve Sebat abiye dogru uzatti:
-Yak Sebat abi bi cigara yak dedi.

Elinin biriyle önce biyiginin sag tarafini ardindan da sol tarafini oksadi Sebat abi. Ardindan da kendisine uzatilan hediyeleri (rüsvetleri) bir bir aldi. Önce sigarasini muhtar cakmagiyla yakti. Derin bir firt cekti icine. Ardindan da Erol Tasin tavuk butu yedigi gibi kizarmis misirlara yanasdi.
Irfan da kendi tabiriyle zencirzade efendinin ipini eline almis simsiki tutuyordu.
 
Biz Sebat abi sigaranin ve misirlarin zavkiyle bizi unuttu derken birdenbire bi nara atti:
-Ulan picler, sizi unuttugumu mu sandiniz. Irfan essegimi tutarken ben sizlerle hesaplasacagim, baslan bakalim su caldiginiz caglalari yemeye.
Vay anam, bu kadar cagla yenir mi... Cocukluk bu ya yiyecegimizin 4 kati cagla yolmusuz. Neyse basladik caglalari yemeye. Hababam debabam derken, o kadar gö caglayi bize yedirdi.
Biz caglalari bitirince cezamaizin bitecegini saniyorduk. Ama ne gezeeer. Demez mi bekci efendi bize siraya dizilin lan ....... godumun dölleri.
Emir demiri keser. dizildik siraya daltonlar gibi. Iclerinde en uzunu benim. Yasca da hepsinden büyük benim. Irfan benden büyük ama o taraf degisdirip düsmanin yanina gecdi. Tam o andada bir sigara yakip zencirzade efendisinin üstüne binip bizi izlemeye basladi. Yüzünde de Sener Senin gülümsemesine benzer bir gülümseme vardi.
 
Neyse Sebat abi mesaiye basladi:
-Kanunun bana verdigi yetkiyi kullanacam dedi. Irfan da yangina körükle gider gibi:
-Valla kullan Sebat abi, kanun sana bu yetkiyi vermis, niye kullanmayasin ki, ben olsam ben de kullanirim...(Kanunun ona verdigi yetkiyi de sanirim tahmin edebiliyorsunuzdur: Dayak atmak).
Sebate verdi gazi verdi gazi. Bir yandan da essegin üstünde sigarasini tüttürüp gülüyordu.
 
Biz ise b... yutmus kaz gibi suspus olmustuk. Sucluyuz ya. Sucüstüde yakalandik. Artik boynumuz kanuna karsi kildan ince.

Anam Sebat abi mesaisine basladi. Yanasdi bizlere elindeki tombuzlu deynegiyle. Bir dayak atti bize, bir dayak atti. Deynegin yerleri aklima geldikce hala aciyor. Kanun da ona ne yetki vermis öyle. O gün dedim, hayatta bekci olmak vermis. Hepimizi okkali bi dövdü ama beni ikiledi:
-Ülen Goca Mustafanin sipasi, senin yüzünden gecen Cakirdan bi ton laf isittim. Adamin ekinini yaymissin, nohutunu da yolmussun, dedi.
Dedigim gibi beni ikiledi..
Isini bitirdikden sonra bize:
-Toplan kuzularinizi, dogru köyün yolunu tutun, bi daha sizi buralarda görürsem kirilmadik yerinizi gomam ...... godumun dölleri sizi, dedi.
 
Kuzulari topladik ve köyün yolunu tuttuk. 
O günden sonra bir daha Irfanin kuzularini gütmedim.
 
Bugün 32 ziyaretçi (42 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol